Otel Ekle
Oturum Aç
TRY

Keşif Rehberi

Praesent nec leo venenatis elit semper aliquet id ac enim.

Kahramanmaraş deyince aklınıza ne gelir?

Kahramanmaraş ahşap oymacılığı ile demir ve bakır işlemede tarihi bir geçmişe sahip.

Ancak Maraşlılar dışında Maraş’ın bu özelliğini Türkiye’de bilen çok da kişi yok.

Maraş’taki ilk günümde vaktimin fazlalığından ve mesafelerin kısalığından dolayı ilk durağımı Bakırcılar Çarşısı olarak ilan ediyorum.

Bakırcılar Çarşısı, Kapalı Çarşı, Demirciler Çarşısı ve Oymacılar Çarşısı birbirlerine çok yakın bir konumda iç içe geçmiş durumdalar.

Tarihe meydan okuyan hanların günümüzde birer ticaret merkezine dönüştüğü çarşılar birer tezatı yansıtıyor. Bir yanda bakır, demir işlemeciliği ve ahşap oymacılığı yapan ve mesleklerinin son temsilcisi olan insanlar zor şartlarda ve döküntü atölyelerde çalışırlarken; diğer yanda Kapalı Çarşı’da Çin Malı hediyelik eşya, ezan okuyan saat ya da kaçak ürünler satan esnaflar derli toplu dükkânlarda rahat koşullarda iş yapıyorlar.

Çeşit çeşit hayvan postu satan dükkânlarda el emeği atölyelerin yanında yer almışlar. Ancak yerel yönetimlerin bu tarihi esnafa sahip çıkması gerekli. Dükkânlar yıkılmak üzere ve birinci dereceden sit alanı içinde olduğundan dükkân sahiplerinin çivi çakması yasak. Maliyetler belirlenip bir şekilde orta yol bulunup bu mirasa sahip çıkılmalı.

Kapalı Çarşı’nın düzenli ve ferah görünümünün başladığı noktadan yukarıya çıkmaya başlayınca Demirciler Çarşısı’na adım atılıyor.

Geleneksel Anadolu insanının “katı” temsilcileri çarşı boyunca yabancıları gözlemliyor.

Maraş kent merkezi Maraş’ı ilk kez gören yabancılar için biraz ürkütücü olabilir. Sık sık Türk ve Filistin bayrakları dükkânlar önünde dalgalanırken İslam vurgusu satılan kutu oyuncaklara bile yansımış.

Uygulamalı Müslüman Çocuk Seti “Cennet Bahçesi”, 24 altınla akılan sırlı yolculuk “İpek Yolu”, İlim meclisi “Cennet Yolu” gibi buram buram İslam kokan kutu oyunları cami duvarlarında alıcılarını bekliyor.

Fotoğraf çektiğimi gören esnaflardan biri lafa giriyor.

“Benimde yeğenin fotoğraf makinesi var o da fotoğraf çekmeyi sever.”

Bu söz üstüne konuşmamak ayıp olur. Başlıyoruz sohbete. Şahin Ticaret’in sahibi Ahmet Şahin çakı, bıçak ve şiş ticareti yapıyormuş. Mütevazı dükkânı “babadan oğla” sistemi ile kendisine kalmış. Ailede kendisinden sonra bu işi yapacak kimsenin olmadığını sıkıla sıkıla söylerken aklıma belgesellerdeki klasik “sanatının son temsilcisi” sözü geliyor. El emeği olan el sanatlarımızı icra eden temsilcilerinden sonra sanatı devam ettirecek bir nesil maalesef yetişemiyor. Artık gençler üniversite okumaya farklı şehirlere gidiyorlar.

Bu yazı kesfetsek.com üzerinden alınmıştır.

Tags

Add Comment

Your email is safe with us.

Parolanızı Sıfırla